
Bazen en karanlık zamanlarda, ışığı görmek çok daha zor olabilir ama bu, hiç bir zaman ışığın orada olmadığı anlamına gelmez

<b>A special new edition in celebration of the 20th anniversary of the publication of <i>Harry Potter and the Sorcerer's Stone</i>, with a stunning new cover illustration by Caldecott Medalist Brian Selznick. </b><br><br> For twelve long years, the dread fortress of Azkaban held an infamous prisoner named Sirius Black. Convicted of killing thirteen people with a single curse, he was said to be the heir apparent to the Dark Lord, Voldemort.<br><br> Now he has escaped, leaving only two clues as to where he might be headed: Harry Potter's defeat of You-Know-Who was Black's downfall as well. And the Azkaban guards heard Black muttering in his sleep, "He's at Hogwarts... he's at Hogwarts."<br><br> Harry Potter isn't safe, not even within the walls of his magical school, surrounded by his friends. Because on top of it all, there may be a traitor in their midst.<br><br> This gorgeous new edition in celebration of the 20th anniversary of the publication of <i>Harry Potter and the Sorcerer's Stone</i> features a newly designed cover illustrated by Caldecott Medalist Brian Selznick, as well as the beloved original interior decorations by Mary GrandPré.
3 posts from the Bookspace community

Bazen en karanlık zamanlarda, ışığı görmek çok daha zor olabilir ama bu, hiç bir zaman ışığın orada olmadığı anlamına gelmez

“Lily ve James'i Voldemort'a sattın. İnkâr ediyor musun?” “Sirius, Sirius, ne yapabilirdim? Karanlık Lord... bilemezsin... hayal bile edemeyeceğin silahları var onun.... Korkmuştum, Sirius, ben hiçbir zaman sen, Remus ve James gibi cesur değildim. Bunun olmasını hiçbir zaman istemedim... Adı Anılmaması Gereken Kişi beni zorladı -” “YALAN SÖYLEME! LILY VE JAMES ÖLMEDEN BİR YIL ÖNCE DE ONA BİLGİ SIZDIRIYORDUN SEN! ONUN CASUSUYDUN!” “Her - her yeri ele geçirmeye başlamıştı! O - onu reddetmekle ele ne geçerdi ki?” “Gelmiş geçmiş en kötücül büyücüyle savaşmakla ele ne mi geçerdi? Sadece masum hayatlar, Peter!” “Anlamıyorsun! Beni öldürürdü, Sirius!” “O HALDE ÖLSEYDİN! DOSTLARINA İHANET EDECEĞİNE ÖLSEYDİN, BİZ SENİN İÇİN BUNU YAPARDIK!”

“Bu ne anlama geliyor, biliyor musun? Pettigrew’i teslim etmek ne anlama geliyor?” “Özgürsün.” “Evet... Ama ben aynı zamanda - bilmiyorum sana söyleyen oldu mu - ben senin vaftiz babanım.” “Evet, biliyordum.” “Eh... annenle baban beni senin velin tayin etmişti. Onlara bir şey olursa... Tabii anlarım, yani, teyzen ve eniştenle kalmak istersen. Ama... hani... düşün bakalım. Bir kez adım temize çıkınca... eğer sen... farklı bir ev istersen...” “Ne - seninle oturmak mı? Dursleyler’den ayrılmak mı?” “Elbette, istemeyeceğini tahmin etmiştim. Anlıyorum. Ben sadece düşünmüştüm ki -” “Sen deli misin? Elbette Dursleyler’den ayrılmak istiyorum! Evin var mı? Ne zaman taşınabilirim?” “İstiyor musun? Ciddi misin?” “Evet, ciddiyim.”